2 Aralık 2010 Perşembe

2 ARALIK 2010 ''KARAR ''


Bugün hayatımda ilk defa mahkemeye gittim.Açıkçası kendimi garip hissettim.Yanımda eşim ve annem olmasına rağmen bir hayli tedirgin oldum.Daha önceki postlarda yazdığım trafik canavarımla bugün mahkememiz vardı.Canavar duruşmaya gelmedi.Tarihsiz olarak alınan ifadesinde benim ifademe yakın şeyler söylemiş.Sadece ölümle tehdit etmediğini basın gidin işinize dediğini söylemiş.Burada kocaman bir yalan dedim içimden.
Neyseki hakim işi hiç uzatmadı.Sizi öldürmekle mi tehdit etti dedi.Ben de öldürüp gömmekle tehdit etti dedim.Şikayetçimisiniz dedi.Evet şikayetçiyim dedim.Tüm duruşma boyunca geçen konuşma bu kadardı.Hakim daha önce verdiğim ifadeyi tekrar ederek canavarı 7 ay 15 gün hapis cezasına ve 1 yıl denetim cezasına çarptırdı.Ancak daha önce böyle bir suç işlemediği ve pişman olduğu için cezası ertelenecek.Birde 15 tl tutarındaki mahkeme masraflarını ödeyecek.Açıkçası şu an için hiçbirşey olmamış gibi gözüksede en azından uzunca bir süre daha dikkatli araba kullanacak ve kolay kolay kavga çıkaramayacak.Bir vatandaş olarak üstüme düşeni yaptığımı düşünüyorum.Bu yüzden vicdanım çok rahat.

27 Kasım 2010 Cumartesi


Aslında bu postun başlığı bayram camdan geldi olacaktı ve resimdede Mudonun indiriminden aldığım çok şirin tavuklu mutfak eşyaları olcaktı.Ama hakikaten evdeki hesap çarşıya uymadı.Önce fotoğraf makinasının ara kablosu kayboldu(laf aramızda hala bulamadım).Sonra araya bayram girdi derken yazlık komşularımız çok üzücü günler geçirdi(geçiriyor).Bunları paylaşıp sizide üzmek istemiyorum.
Bunun yerine hayatımdaki güzel bir gelişmeyi sizinle paylaşmak istiyorum.İş yerim benim için mahrumiyet bölgesi diyebileceğim bir yerden çok daha güzel bir yere taşındı.İkincisi biliyorsunuz ev arıyordum.Aklıma ve bütçeme uygun evi nihayet buldum.Şimdi sıra iki evi satıp bu evi almaya geldi...Dilerim sizinde aklınızdaki ve gönlünüzdekiler birer birer gerçekleşir.Sevgiler....

11 Kasım 2010 Perşembe

YAZLIKLAR YENİDEN





Saat 12 de öğle yemeği için çıktığımda arabamın derecesi 28,5 dereceyi gösteriyordu.Samsun 'un sonbaharı güzel olur ama açıkçası 28,5 derece de biraz fazla...İnsan ne giyeceğini şaşırıyor.Acaba yazlıkları tekrar mı indirsek...
Bu arada ayakkabılar Brezilyadan kolye ise Beymen Clup...

7 Kasım 2010 Pazar

YAVRUKUŞUN KİTAPLIĞI



Dün Cep Aynasının bloğunda gördüm bu etkinliği.Herkes evindeki kitaplığını fotoğraflıyor.Ancak Cep Aynasının kitaplığı o kadar güzel ve düzenli ki bana ironik olarak Yavrukuşun kitaplığını anımsattı.Sizlerlede paylaşayım dedim.Sevgiler,,,,

1 Kasım 2010 Pazartesi

BU GÜN EVLİLİĞİMİZİN İLK GÜNÜ


Evet yanlış okumadınız.Bugün evliliğimizin 18+1.günü.Herkese kucak dolusu sevgiler

29 Ekim 2010 Cuma

BİR BAYRAM İKİ HEDİYE


Bu topraklarda yaşayan ,Türk bayrağı görüp İstiklal marşı okunduğunda boğazı düğümlenen her insan gibi bende dünü büyük bir mutlulukla geçirdim.İyiki varsın Atam.Yattığın yer cennet biliyorum.Bu hafta gerçek sesin yaklaşık 25 sene süren bir çalışmadan sonra ortaya çıktı.Tek kelimeyle muhteşemsin .Üstelik sadece yaptığın devrim ,kazandığın savaşlarla değil....Fiziki özelliklerin ve sesinlede muhteşemmişsin....Nezaketin .giyim stilin velhasıl herşeyin daha yüzlerce yıl değerini koruyacak dünya durdukça hatırlanacak....

Not:bayram çocuğuyum dedim ya :hediyelerimden ilki Sevgili Atamın orjinal sesini duymaktı.Hakikaten beni bayram çocukları gibi sevindirdi...
İkincisine gelince Sevgili Ruşen Hanım beni fotoğrafını gördüğünüz ödüle layık görmüş.Kendisine çok teşekkür ediyor ve bu ödülü beni takip eden yada okuyan tüm arkadaşlarıma gönderiyorum.

25 Ekim 2010 Pazartesi

İstanbullu Blogerlar Çatlayacak:))))


Başlığı okuyup merak ettiniz değilmi...Evet sonunda bende ''Kızımı Bu Bloğu Açtığı İçin Öldürebilirim'' bloğunun sahibesi Sunter Abla ve onun dünya tatlısı kızı Aylin ile geçen hafta buluşup kahve içtim.O kadar mutlu oldum ki anlatamam.İstanbuldaki blog sahibi hanımların tanışması beni çok mutlu ediyordu.İnsanların birbirinden gittikçe koptuğu iletişimin azaldığı günümüzde bloglar arası bilgi alışverişi yavaş yavaş duygu alışverişine dönüştü ve en nihayetinde karşılıklı tanışmayla sonuçlandı.İki saate yakın sohbet ettiğimiz Sunter abla ve Aylinde kendi duygularımı buldum .Ne güzel....Darısı başınıza hanımlar.

11 Ekim 2010 Pazartesi

O KENDİNİ BRUGES'DE ÇİKOLATACI SANIYO AMA SAMSUNSA ÇAYCILIK YAPIYO






Bu kutuyu Brüksel yakınlarındaki butik çikolata dükkanlarıyla ünlü Brugge(Bruj)kasabasından almıştım.İçi rengarenk papatya şeklinde çikolata doluydu.Ancak çikolatalar bitip boşalınca atmaya kıyamadım.Dolaba kaldırmaya da içim elvermeyince Fransadan getirdiğim meyve çaylarına evsahipliği yaptı.Nasıl yakışmış ama değil mi?

10 Ekim 2010 Pazar

KENDİM ÖRDÜM , KENDİM GİYDİM







Yıllar önce ben üniversite öğrencisiyken kolsuz geniş yakalı kalın kazaklar pek modaydı.Kayınvalidemin bana,eltime kardeşimin ve abimin hanımına seri üretim halinde ördüğü kazağı ne giyebildim ne de atabildim.Bende söktüm bebek pançosu ördüm ama sırf yakasının ipi bile pançoya yetti.Sonra aklıma bu yukardaki boleroyu örmek geldi.Arka ve önü düz olarak bir gecede bitirdim.Kollarına ezbere bildiğim tek örnek olan bu örneği koydum.Dikip giydim ama bişeyler eksikmiş gibi geldi.Ördükten tam bir sene sonra kollarına bu danteli ekledim.Bir sürede böyle giydim ancak kollarının bolluğu beni rahatsız edince kızımın kopan takılarından bulduğum boncukları koluna taktım.Koldaki iplerde önceden halı saçaklarını örtmek için ördürdüğüm örgülerden artma.gGerçek bir geri dönüşüm hikayesi yani....
Çok severek giyiyorum.Sonra bir arkadaşım çok beğenince ona da morlu ve yeşillisini örüp kollarına pon pon yaptım....Bir gün onuda fotoğraflarım.Sevgiler.....

6 Ekim 2010 Çarşamba

MÜTAHİTLER ÇILDIRMIŞ OLMALI


Bir süredir deniz kenarında ev bakıyoruz.Fiyatlar diğer yerlere göre deniz kenarında biraz daha pahalı.Biz nasıl alabiliriz diye planlar yaparken pazar günü inşaatını görüp beğenmediğimiz bir evin bitmiş hali kızımla benim hoşumuza gitti ve gezmeye karar verdik.Ancak hafta sonu olması nedeniyle içini gezemedik.
Dün öğlen tatilini fırsat bilip tekrar gittim.Neyseki inşaat sahibi ordaydı.İnşaatı gezmek istediğimi söyledim.Sanırım inşaatın lüks olduğuna olan inancıyla pekde istekli gözükmeden gezdirmeye başladı.Efendim ev 197 m2 imiş.Panjurlar otomatikmiş.Apartmana şifreyle giriliyormuş.Otopark,havuz,güvenlik,merkezi ısıtma,jeneratör vs var imiş.Açık mutfakla salon arasındaki şöminenin yakıtı İtalyadan geliyormuş.Vs Vs....
Yalan yok ev çok güzel.Denize sıfır olması dolayısı ile manzara muhteşem .Buraya kadar herşey çok güzel .Tüm evi gezdim ,balkonlara çıktım baktım, dolapları açtım kapattım.İçimden hesap kitap yaptım.Hatta hiç niyetli olmamama rağmen bu ev olursa kredi de çekebiliriz dedim(Normal şartlarda hiç yanaşmıyorum).Sonra kafamda 300.000 isterler bu eve dedim ve kendimi kendimce büyük bir tutar olan bu meblaya (üstelik kredi çekmeyi düşünerek)hazırladım.Ve günün en can alıcı sorusunu sordum.Bu ev kaç lira?
O ana kadar fiyatla ilgili hiçbişey sormamış olmama şaşıran ev sahibi nihayet malum soruyu sormuş olmamdan kaynaklanan bir gülümsemeyle 650.000(eski parayla 650 milyar)
TL dedi.İç sesimi susturmayı nasıl başardım bilmiyorum ama dışarıdan hiçbir ses duyulmadığına eminim.Hiç bozuntuya vermeden ısı yalıtımıyla ilgili sorulara devam ederken iç sesim _Boğazda yalı mı satıyorsunuz diye soruyordu...
İç sesimin soruları ardı ardına gelmesine rağmen ev sahibinin garaja inip jenaratörüde gösterme isteğini geri çevirmedim.Bu arada iç sesim -bu evi alacak bir mirasyedi varmı acaba diye sormaya başladı ama sanırım bunu kıskançlıktan yaptı....
Ev sahibi havuz kenarındaki elektrikli güneş tentesini gösterdiği sırada artık iç sesimin sadece içeriye değil dış düntyada yok artık diye yayın yaptığını duyunca bu ziyaretin sonlanması gerektiğine karar verdim...
Not:Sevgili iç sesim hiç üzülme .2 blok 12 daireden oluşan sitede niyeyse!!!!!henüz hiç oturan yada daire alan yok.

3 Ekim 2010 Pazar

CEVİZ AĞACI VE SONBAHAR


Bahçedeki ceviz ağacı bu durumda.Sanırım sonbaharı bundan güzel özetleyemezdi.Samsunun en güzel mevsimlerinden biridir sonbahar.Ilıktır,bazen yağışlı bazen güneşlidir ama mutlaka keyiflidir.Bakalım ilkbahara kadar neler olup bitecek.Nasıl bir kış geçecek....

25 Eylül 2010 Cumartesi

BU HAFTA BİTSİN LÜTFEN


Daha uçaktan iner inmez kızımın arkadaşının trafik kazasında öldüğünü duydum.Bunu kızıma nasıl söyleyeceğimi düşünürken kızım face den öğrendi ve ağlamaktan yüzü gözü şişti.Hadi biraz kafası dağılsın diye gittiğimiz istinyeparkta abimin doktora danışmanının trafik kazasında öldüğünü öğrendim.Dudaklarım patladı.
Sevdiklerimize bir an önce kavuşma endişesiyle Samsuna döndük ki 3 yıl bankada birlikte çalışrığım gerçekten abla gibi sevdiğim iş arkadaşımın 29 yaşında 2 gün önce baba olan oğlunun trafik kazasında öldüğü haberini aldım .Hakikaten sözün bittiği yer.Gerçekten hem annesine hem eşine hem de iki günlük bebeğine peygamber sabrı diliyorum.
Not:Resmi 2 sene önce Rusyada çekmiştim.Nazım Hikmet'in mezarı.Nedense Nazım Hikmetin mezarı bana huzur vemişti.Herkesin yattığı yerde huzur bulmasını diliyorum.

18 Eylül 2010 Cumartesi

YAŞASIN DİSNEYLANDDAYIM


Bence 7 den 70 e herkesin hayatında mutlaka en az 1 kere uğraması gereken Disneylandla ilgili söyleyebileceğim ilk şey birlikte gittiğiniz kişinin yanınızdan kaybolma hızı sizin gözünüzü kırpma hızınıza eşit.Bu nedenle girmeden önce mutlaka haritasını almalısınız.Yavrukuşu kaybetmemeyi başardım ama gruptaki birçoğu kayboldu.
Başlangıçta niyetim roller coastera binmek falan değildi ama yavrukuş ben Space Montane bineceğim diye tutturunca kendimi uzayda buldum.Hakikaten küçük çaplı kıyamet gibi bişey.Birdaha asla binmem ama iyiki denemişim.Daha önce planör uçak kullanmış biri olarak çok rahat söyleyebilirimki bu güne kadar yüreğimi ağzıma getirecek kadar korkutan nadir şeylerden biri....
Öyle renkli öyle güzel bir dünyaki 10 yaşını geçeli yıllar olduğunu unutup kendinizi yeniden masal kahramanlarına inanırken buluyorsunuz.
Fazla söze ne hacet.Sizi fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum...












<

17 Eylül 2010 Cuma

16 EYLÜLÜN ARDINDAN


Yavrukuşun dün doğum günüydü.Bende tüm kalbimle kutladım,kutluyorum.Yanlızca onu değil tüm doğum günü olanlara tüm Türkiyeye tüm dünyaya sağlıklı mutlu başarılı,güzel ahlaklı yaşanılası bir ömür diliyorum.


Lavantalı kapı süsü Amsterdamdan Parise geçişimiz sırasında uğradığımız Köln'den alındı...

(Laf aramızda gezi boyunca gözlerimizi benzetip kardeş olup olmadığımızı sorup durdular.Ben mutluluktan uçarken Yavrukuşum ressamlar tepesindeki ressamın kardeşinizinde resmini yapayım demesine bir hayli içerledi:))))))))

16 Eylül 2010 Perşembe

TANRI DÜNYAYI,HOLLANDALILAR HOLLANDAYI YARATTI.



Topraklarının %50 den fazlasının deniz seviyesinden aşağıda olduğu bir ülke düşünün...
Sadece vatandaşlarının insanüstü gayretiyle su altında kalmaktan kurtuluyor, üstelik kurtulmakla kalmayıp; dünyanın en güzel en bakımlı ülkelerinden birine dönüşüyor.

20yi aşkın ülke görmüş olmama rağmen Hollanda beni,sakin huzurlu yapısı,yüzyıllardır korunan tarihi binaları,kendine has mimari dokusu ,insanlarının bisiklete olan tutkusu ,aşırılıktan uzak ama bir o kadar keyifli yaşantısıyla şaşırtmayı başardı...
Fotoğraflar Amsterdam ve Rotterdam(Dam Meydanı,Adalet Divanı,Maduradam, ve Delft )a ait)
Amsterdamda bu mevsim genelde soğuk ve yağışlı geçermiş.Bizim bulunduğumuz üç gün boyunca ılık ve güneşliydi.Her şey için ama özellikle sırf bunun için teşekkürler Amsterdam.....